Zamanda yolculuk mümkün mü? Başka galaksilere gidebilir miyiz? Eğer başka galaksilere gidebileceksek bunu nasıl yapabiliriz? Eminim ki siz temel bilimciler ve birçok insan bu soruları pek çok kez düşünmüşsünüzdür. Bu yazımızda sorulan soruların en azından bir kısmına cevap aramaya çalışacağız.
Evrenimizde ışık hızının bile kaçamayacağı kadar büyük kütleli ve çekim kuvvetine sahip "görünmez yıldızlar" olabileceği ilk olarak 1783 yılında İngiliz bir din adamı ve bilim insanı olan John Michell tarafından ortaya atılmıştı. O dönemlerde belki de bu inanılması güç olan bir düşünceydi. Ancak daha sonra neredeyse 2 asır sonra 1971 yılında Cygnus X-1 adlı X-ışını kaynağının keşfedilmesi ve incelenmesiyle fiziksel olarak kanıtlandı. Bu da bilim insanlarını daha farklı gök cisimlerinin olup olamayacağını aramaya itti.

Zamanla bilim insanları tıpkı bizim gibi meraka düşüp başka galaksilerle iletişime girmenin ya da başka bir deyişle diğer oluşumları keşfedebilmenin bir yolunu aramaya başladılar. Ancak ortada bir sorun vardı; hiçbir cisim ışık hızının ötesine geçemediğinden dolayı takdir edersiniz ki bu yolculuklar yapılabilse bile milyonlarca hatta milyarlarca yıl sürebilirdi. Yani bu yolculuk yapılabilse bile araştırmacılar edindikleri bilgileri dünyaya ulaştırmak için yola koyulmuşken dünyamız yok olmuş bile olabilirdi. Aynı zamanda biliyoruz ki ışığın kütlesi yoktur. Bu durumda kütleli canlılar olarak bizim ışık hızında gidebilmemiz de şu anda mümkün görünmüyor.
Öyleyse bunun mutlaka başka bir yolu olmalıydı. Ve tarihler 1916'yı gösterdiğinde Ludwig Flamm, Albert Einstein'ın genel görelilik denklemlerini incelerken beyaz delik benzeri bir uzay-zaman bağlantısı yani ilk solucan deliği çözümünü buldu. Düşünüldüğü üzere beyaz delikler kara deliklerin tam tersi bir özelliğe sahip olup kendisinin olay ufkuna yaklaşan her cismi dışarıya itiyordu. Beyaz delikler; dışarıdan hiçbir şeyin içeri giremediği, ancak içinden sürekli madde, enerji ve ışığın dışarı fışkırdığı varsayımsal (teorik) uzay-zaman bölgeleridir. Böylelikle beyaz deliklerin varlığı solucan deliklerinin olması fikrini güçlendirdi. Çünkü eğer solucan delikleri varsa içerisinden geçtikten sonra cisimleri dışarıya atabilecek yani solucan deliğinden çıkarabilecek bir cisme ihtiyacımız vardı. Bu ihtiyacımızı da beyaz delikler karşılayacaktı.
Peki nedir bu solucan delikleri? Uzay zamanın çoğu düşüncenin aksine dümdüz bir yapıda olmadığını biliyoruz. Uzay-zaman eğilip bükülebilen bir yapıdadır. Özellikle büyük kütleli cisimler uzay zamanı belirgin bir şekilde bükerler -hatta bunu siz bile yapıyorsunuz. Ancak sizin kütleniz evrendeki diğer cisimlerin kütleleriyle karşılaştırıldığında ihmal edilecek kadar küçük kalır-. Devasa kütleli cisimler uzay zamanı büker demiştik. Kara delikler bunun için çok iyi bir örnek olacaklardır. Bu durumda bulundukları uzay-zaman bölgesinde uzay-zaman dokusunu belirgin bir şekilde bükeceklerdir. Aynı şekilde devasa kütleye sahip olan beyaz delikler de kara deliklerle aynı çekimi yaratacaklardır. İki noktada bükülme olacağından artık klasikleşmiş bir örnek olan düz bir kağıdın ikiye katlanması gibi olacaktır. Ve normalde kağıdın diğer tarafına geçmek için aşılması gerekilen yolun çok daha azı sarf edilerek mesafe kısaltılabilir. Böyle yapılmasıyla bu mesafeyi normalden çok daha kısa bir zamanla aşabilirsin. Bu durum için kağıttan farklı olarak şöyle bir benzetme de yapılır; bir elma düşünelim, o elmanın üzerinde bir solucan var ve elmanın üzerinde olduğu noktanın tam karşısında olan noktaya gitmek istiyor ve bunu iki şekilde yapabilir. İlk olarak elmanın etrafından dolaşarak tam karşısı olan arka taraftaki noktaya gidebilir. Bu durumda solucan elmanın çevresinin yarısını gitmiş olur. Ancak bu solucan bunu yapmayı reddedip elmada bulunduğu noktadan bir delik açıp karşısındaki noktaya kadar ilerlerse yalnızca elmanın çapı kadar yol gitmiş olur. Bu da çok daha kolay ve kısa bir yoldur. Aslında bu nedenle de bu ulaşım yollarına "solucan deliği" denmiş olması muhtemeldir. Teorik olarak bu solucan deliklerinin ağızları arasında bir zaman farkı olacağından, zaman yolculuğu yapılabilecek olması da düşünülüyor.
Peki buraya kadar iyi hoş geldik. Ancak bu delikten öyle her madde geçebilir mi acaba? Ya da geçmeyi mümkün kılan şey nedir? Bu deliklerin yalnızca ağızları mı var? Giriş kapısındaki ağza girdiğimizde direkt olarak çıkıştaki ağza ışınlanacağımızı düşünmediniz herhalde. Bu deliklerinin gidişatının bulunduğu bir yol vardır. Buna solucan deliklerinin boğaz kısmı denir. Burası bir tünel gibidir. Geçiş buradan sağlanır. Teorik bir fizikçi olan Kip Thorne ve ekibinin Einstein-Rosen köprüsü üzerindeki çalışmaları, bu gövde ve boğaz kısmının doğal şartlarda yerçekimi nedeniyle anında çökmeye eğilimli olduğunu göstermiştir. Ancak buradan geçişin sağlanabilmesi için boğazın açık tutulması gerekiyor. Bu durumu aşabilmek için de negatif kütle enerjisine sahip, yer çekimini itici güç ile iten egzotik madde isimli teorik bir enerji biçimine ihtiyaç duyulmaktadır. Diyelim ki bilimimiz ve teknolojimiz çok gelişti ve bu düşündüğümüz her şeyi keşfettik ve yaptık. Yine de solucan deliklerinin bizi nereye götüreceğini bilmiyoruz. Orada bizi dünyamıza tekrar ulaştıracak başka bir solucan deliğinin de olup olmadığını bilmiyoruz. Aynı zamanda solucan delikleri yolumuzu kısaltabileceği gibi uzatabileceğinden de düşünülmekte. Yani bunun çok fazla sorusu hala araştırılmakta.
Ayrı olarak da bu bahsettiğimiz şeylerin birçoğu yalnızca teorik olarak var. Örneğin beyaz delikler, olay ufkuna giren her şeyi dışarıya doğru ittiğinden dolayı etrafında büyük bir enerji olacaktır. Bu da demek oluyor ki eğer beyaz delikler var ise bu cisimlerin kara deliklerin tam zıttı bir şekilde inanılmaz bir parlaklığa sahip olacaklardır. Biz şu anda elimizde bulunan teknolojiyle henüz beyaz deliklere dair bir şey bulamadık. 2035 yılında uzaya fırlatılması düşünülen LISA (Lazer interferometre Uzay Anteni) bunun keşfi için çok iyi bir umut olabilir. LISA uzayın mutlak sessizliğinde olacağı için düşük frekanslı (milliHertz) dalgaları gözlemleyebilecektir. Bu sayede, Dünya'dan asla tespit edilemeyen çok daha devasa kozmik olaylar dinlenebilecektir. Bence beyaz delikleri bu kategoride değerlendirebiliriz. Ne dersiniz? Sizce bir gün bu bilim kurgu romanlarından çıkmış gibi görünen duruma ulaşabilir miyiz? Ya da daha umutlu bakacak olursak ne zaman ulaşırız? Düşüncelerinizin bizim için çok değerli olduğunu belirterek yorumlarınızı bekliyor olacağız. Sorularınız veya aklınıza yatmayan ya da merak ettiğiniz başka bir şey olması durumunda da bizimle iletişime geçebilir veya sorularınızı sistem üzerinden tüm kullanıcılara sorabilirsiniz.